İşyeri hekimi hizmeti, birçok işletme tarafından yalnızca yasal bir zorunluluğun yerine getirilmesi olarak değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, hizmetin kapsamının ve sorumluluklarının yeterince anlaşılmamasına yol açmakta; sonuç olarak hem işveren hem de çalışanlar açısından ciddi riskler ortaya çıkarmaktadır. Oysa işyeri hekimi hizmeti, yalnızca sözleşme imzalanan bir OSGB süreci değil; çalışan sağlığını korumaya, iş kazalarını önlemeye ve işletmeyi mevzuata tam uyumlu hale getirmeye yönelik bütüncül bir sistemdir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, işyeri hekimi hizmetinin içerik ve kalite açısından yeterince sorgulanmadan satın alınmasıdır. Hizmetin fiilen nasıl sunulduğu, hekimin işyerinde ne sıklıkla bulunduğu, sağlık gözetimi süreçlerinin nasıl yürütüldüğü ve kayıtların mevzuata uygun şekilde tutulup tutulmadığı çoğu zaman ikinci planda kalmaktadır. Bu durum, özellikle denetim süreçlerinde ve olası iş kazalarında ciddi yaptırımların doğmasına neden olabilmektedir.
İşyeri hekimi hizmetinde yapılan hatalar genellikle iyi niyetli ancak eksik bilgiye dayalı tercihlerden kaynaklanmaktadır. Fiyat odaklı seçimler, sözleşme detaylarının göz ardı edilmesi ve hizmetin yalnızca evrak boyutunda değerlendirilmesi, işletmeleri farkında olmadan yüksek idari ve hukuki risklerle karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle işyeri hekimi hizmetinin, kısa vadeli bir maliyet unsuru olarak değil; uzun vadeli bir güvenlik ve sürdürülebilirlik yatırımı olarak ele alınması gerekmektedir.
Bu içerikte, işyeri hekimi hizmeti alırken en sık yapılan hatalar detaylı şekilde ele alınmakta; her bir hatanın işletmeler açısından doğurabileceği sonuçlar açık ve anlaşılır biçimde açıklanmaktadır. Amaç, işverenlerin bilinçli kararlar almasını sağlamak ve doğru hizmet modelinin nasıl olması gerektiğine dair net bir çerçeve sunmaktır.
İşyeri hekimi hizmeti alırken yapılan en yaygın hataların başında, karar sürecinin yalnızca fiyat kriterine indirgenmesi gelmektedir. Piyasada sunulan OSGB hizmetleri arasında ciddi fiyat farklılıkları bulunması, işverenleri doğal olarak “en uygun teklif” arayışına yönlendirmektedir. Ancak iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde fiyatın düşmesi, çoğu zaman hizmet kapsamının daralması anlamına gelmektedir.
Düşük fiyatlı işyeri hekimi hizmetlerinde sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasında; hekimin işyerine yeterli süre ayırmaması, saha ziyaretlerinin aksatılması, çalışan muayenelerinin yüzeysel yapılması veya tamamen ihmal edilmesi yer almaktadır. Bu tür uygulamalar, ilk etapta maliyet avantajı gibi görünse de orta ve uzun vadede işletmeler için ciddi riskler doğurabilmektedir.
İşyeri hekimi hizmetinin temel amacı, yalnızca mevzuatta yer alan yükümlülükleri kağıt üzerinde tamamlamak değildir. Hekimin işyerini tanıması, çalışma koşullarını yerinde değerlendirmesi, çalışanların sağlık gözetimini düzenli olarak yapması ve olası riskleri önceden tespit etmesi beklenir. Fiyat odaklı seçimlerde ise bu nitelikli hizmet yaklaşımı çoğu zaman geri planda kalmaktadır.
Özellikle denetim süreçlerinde, hizmetin gerçekten sunulup sunulmadığı net şekilde ortaya çıkmaktadır. Sadece sözleşmesi bulunan ancak fiili hizmet almayan işletmeler, denetimlerde idari para cezalarıyla karşılaşabilmekte ve eksik hizmetler nedeniyle geriye dönük sorumluluk altına girebilmektedir. Bu durum, başlangıçta sağlandığı düşünülen maliyet avantajının kısa sürede ortadan kalkmasına neden olmaktadır.
İşyeri hekimi hizmeti değerlendirilirken fiyatın yanı sıra; hizmetin kapsamı, hekimin sahadaki varlığı, sunulan sağlık gözetimi süreçleri ve kayıt sistemlerinin mevzuata uygunluğu birlikte ele alınmalıdır. Sağlıklı bir işyeri hekimi hizmeti, maliyet kalemi değil; işletmenin sürdürülebilirliği ve çalışan sağlığı açısından stratejik bir yatırımdır.
İşyeri hekimi hizmetinde en kritik sorunlardan biri, hekimin yalnızca kağıt üzerinde görevlendirilmiş olması ve fiilen işyerinde bulunmamasıdır. Uygulamada bazı işletmelerde, işyeri hekimi ataması yapılmasına rağmen hekimin düzenli saha ziyaretleri gerçekleştirmediği, çalışanlarla birebir temas kurmadığı ve işyerine özgü riskleri yerinde değerlendirmediği görülmektedir. Bu durum, hizmetin amacına tamamen aykırı bir uygulamadır.
Mevzuata göre işyeri hekiminin görevi; çalışanların sağlık gözetimini yapmak, işyerindeki riskleri değerlendirmek ve gerekli koruyucu önlemleri önermektir. Bu görevlerin büyük bir kısmı, yalnızca işyerinde bulunarak ve saha gözlemi yapılarak sağlıklı şekilde yerine getirilebilir. İşyerine gelmeden, uzaktan veya yalnızca evrak üzerinden yürütülen bir hizmet, mevzuat açısından da fiili hizmet olarak kabul edilmemektedir.
Denetim süreçlerinde, işyeri hekiminin işyerine giriş-çıkış kayıtları, ziyaret planları ve gerçekleştirdiği faaliyetler incelenmektedir. Hekimin işyerinde bulunmadığının tespit edilmesi halinde, yalnızca OSGB değil, işveren de sorumluluk altına girmektedir. Bu durum idari para cezalarının yanı sıra, olası bir iş kazasında hukuki ve cezai yaptırımlara kadar uzanabilmektedir.
Ayrıca hekimin işyerinde aktif olarak bulunmaması, çalışan sağlığı açısından da ciddi bir boşluk yaratmaktadır. Periyodik muayenelerin aksaması, meslek hastalıklarının geç fark edilmesi ve sağlık risklerinin zamanında tespit edilememesi, uzun vadede işletmenin karşılaşacağı sorunları büyütmektedir. İşyeri hekimi, yalnızca bir imza yetkilisi değil; işyerinin sağlık danışmanı ve koruyucu sağlık uygulamalarının temel aktörüdür.
Bu nedenle işyeri hekimi hizmeti alınırken, hekimin işyerine hangi sıklıkla geleceği, sahada hangi faaliyetleri yürüteceği ve bu faaliyetlerin nasıl kayıt altına alınacağı açık şekilde netleştirilmelidir. Fiili hizmet sunulmayan bir işyeri hekimi görevlendirmesi, işletmeler için ciddi bir risk unsuru oluşturmaktadır.
İşyeri hekimi hizmetinde sık yapılan hatalardan biri, çalışan sayısına ve işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenen asgari hizmet sürelerinin yanlış hesaplanmasıdır. Bu hata çoğu zaman “minimum süre” kavramının yanlış yorumlanmasından veya işyerindeki fiili çalışan sayısının doğru takip edilmemesinden kaynaklanmaktadır.
Sürelerin eksik planlanması; sağlık gözetimi, saha gözlemleri, eğitim ve yönlendirme faaliyetleri gibi kritik süreçlerin aksamasına neden olur. Ayrıca denetimlerde, görevlendirme sürelerinin mevzuata uygun olmadığının tespit edilmesi halinde işletme idari yaptırımlarla karşılaşabilir. Bu nedenle çalışan sayısındaki değişimler ve işyeri risk sınıfı düzenli kontrol edilmeli; hizmet süreleri buna göre güncellenmelidir.
Bir işyerinin ihtiyaç duyduğu işyeri hekimi yaklaşımı, faaliyet alanına ve çalışma koşullarına göre değişir. Buna rağmen bazı işletmeler, işyerinin risklerini ve süreçlerini analiz etmeden “standart paket” anlayışıyla hizmet almaktadır. Bu yaklaşım, hizmetin etkinliğini ciddi ölçüde düşürür.
Örneğin aynı tehlike sınıfında yer alsa dahi; üretim hattı olan bir işletme ile ağırlıklı ofis faaliyetleri bulunan bir işletmenin sağlık gözetimi öncelikleri farklıdır. Uygun model kurgulanmadığında; saha odağı zayıflar, riskli süreçler gözden kaçar ve koruyucu sağlık yaklaşımı işletmeye yerleşmez. Doğru hizmet, işyerine özgü planlama ve sürekli iyileştirme gerektirir.
Sağlık gözetimi; işe giriş muayeneleri, periyodik muayeneler, risk bazlı değerlendirmeler ve gerekli takip süreçlerinden oluşur. Uygulamada yapılan önemli bir hata, bu sürecin yalnızca “dosya tamamlamak” amacıyla ele alınmasıdır.
Muayenelerin yüzeysel yapılması veya planlı şekilde yürütülmemesi; meslek hastalıklarının geç fark edilmesine, kronikleşen sağlık sorunlarına ve iş gücü kayıplarına yol açabilir. Ayrıca denetimlerde sağlık gözetimi kayıtlarının tutarlılığı, sürekliliği ve uygunluğu incelenir. Bu nedenle sağlık gözetimi, işletmenin kurumsal risk yönetiminin bir parçası olarak konumlandırılmalı ve sistematik biçimde yürütülmelidir.
İşyeri hekimi hizmeti alımında en sık gözden kaçan noktalardan biri, sözleşmenin yalnızca “görevlendirme” amacıyla imzalanması ve hizmet kapsamının netleştirilmemesidir. Sözleşmede yer alan ifadelerin genel ve yoruma açık olması, hizmetin fiili uygulamada zayıflamasına zemin hazırlar.
İşyerine yapılacak ziyaretlerin periyodu, sağlık gözetimi planı, raporlama düzeni, acil durum koordinasyonu ve kayıt yönetimi gibi başlıklar; sözleşmede ve hizmet planında açık şekilde tanımlanmalıdır. Aksi halde hizmetin sunulmadığı veya eksik sunulduğu durumlarda, işletmenin haklarını koruması ve süreci yönetmesi zorlaşır.
Bazı işletmeler, işyeri hekimi hizmetini sürdürülebilir bir sistem olarak değil; denetim yaklaşınca “hızlıca tamamlanması gereken bir liste” olarak görmektedir. Bu yaklaşım, sahada gerçek bir sağlık yönetimi oluşmasını engeller.
Denetim öncesi yapılan aceleci evrak düzenlemeleri; eksik faaliyetlerin geriye dönük telafisini sağlamaz, yalnızca görünürde bir tamamlama yaratır. Denetimlerde sadece evrakın varlığı değil; faaliyetlerin sürekliliği, doğrulanabilirliği ve işyerindeki uygulama karşılığı da değerlendirilebilir. Bu nedenle denetime değil, süreç yönetimine dayalı bir işyeri hekimi modeli benimsenmelidir.
OSGB veya hizmet sağlayıcı değişikliği yapılırken, geçmiş dönem faaliyetlerinin ve kayıtlarının kontrol edilmemesi ciddi bir risktir. İşe giriş muayeneleri, periyodik muayeneler, risk değerlendirme ile uyumlu sağlık planları, kurul/komite tutanakları ve diğer kayıtlar; işletmenin denetimlerdeki süreklilik göstergesidir.
Geçmiş kayıtların eksik veya tutarsız olması durumunda, işletme “hizmet aldı” düşüncesinde olsa dahi mevzuat açısından riskli bir görünüm oluşabilir. Bu nedenle OSGB değişim süreçleri, yalnızca yeni sözleşme imzalamakla sınırlı görülmemeli; mevcut durum analizi yapılarak eksikler tespit edilmeli ve geçiş planı oluşturulmalıdır.
İşyeri hekimi hizmetinde yapılan hatalar, çoğu zaman kısa vadede fark edilmez. Hizmet alındığı düşünülür, sözleşmeler imzalanır ve süreç sorunsuz ilerliyormuş gibi görünür. Ancak bu hataların etkileri genellikle denetim süreçlerinde, iş kazası sonrasında veya çalışan sağlığıyla ilgili sorunlar ortaya çıktığında net şekilde ortaya çıkar.
En sık karşılaşılan sonuçların başında idari para cezaları gelmektedir. Denetimlerde, işyeri hekiminin fiilen görev yapmadığı, hizmet sürelerinin eksik olduğu veya sağlık gözetimi kayıtlarının mevzuata uygun tutulmadığı tespit edildiğinde, işletme doğrudan sorumlu tutulur. Bu yaptırımlar yalnızca OSGB’yi değil, işvereni de kapsar.
Bununla birlikte iş kazası veya meslek hastalığı gibi durumlarda, geçmiş dönem işyeri hekimi faaliyetleri geriye dönük olarak incelenir. Eksik veya hatalı hizmet alındığının tespiti halinde, işletme hukuki ve cezai sorumluluklarla karşı karşıya kalabilir. Bu tür durumlarda “hizmet alındı” savunması tek başına yeterli değildir; hizmetin nasıl ve ne ölçüde sunulduğu belirleyici olur. İşyeri Hekimi Bulundurmamanın Cezaları hakkında ayrıntılı bilgi almak için tıklayın.
Ayrıca çalışan sağlığının yeterince korunmadığı işletmelerde; iş gücü kaybı, verimlilik düşüşü ve kurumsal itibar zedelenmesi gibi dolaylı maliyetler de ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle işyeri hekimi hizmetindeki hatalar, yalnızca mevzuat riski değil; işletmenin sürdürülebilirliği açısından da ciddi bir yönetim problemidir.
İşyeri hekimi hizmetinin etkin ve mevzuata uygun şekilde yürütülebilmesi için, öncelikle bu hizmetin “zorunlu bir formalite” değil, iş sağlığı yönetiminin temel bileşeni olduğu kabul edilmelidir. Doğru yaklaşım, evrak odaklı değil; süreç ve saha odaklı bir yapı üzerine kurulmalıdır.
İşyeri hekimi; yalnızca muayene yapan bir sağlık personeli değil, işyerinin sağlık risklerini yöneten ve işverene rehberlik eden bir uzman olarak konumlandırılmalıdır. Bu bakış açısı, hem mevzuata uyumu hem de çalışan sağlığını birlikte güvence altına alır.
Yöntem Akademi olarak işyeri hekimi hizmetini, yalnızca yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi gereken bir süreç olarak değil; işletmelerin sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlayan temel bir yönetim alanı olarak ele almaktayız.
Hizmet modelimizde; evrak üretmeye değil, sahada karşılığı olan uygulamalara odaklanılmaktadır. İşyeri hekimi görevlendirmeleri, işletmenin faaliyet alanı, risk profili ve çalışan yapısı dikkate alınarak planlanmakta; sağlık gözetimi süreçleri düzenli ve izlenebilir şekilde yürütülmektedir. Amaç, denetim günü sorun yaşamayan değil; her zaman mevzuata hazır olan işletmeler oluşturmaktır.
Bu yaklaşım, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki güncel düzenlemelerle uyumlu şekilde yapılandırılmaktadır. Böylece işletmeler, yalnızca bugünkü yükümlülüklerini değil; gelecekte doğabilecek riskleri de kontrol altına alabilmektedir.
İşyeri hekimi hizmeti alırken yapılan hataların büyük bölümü, sürecin yalnızca yasal bir zorunluluk olarak görülmesinden kaynaklanmaktadır. Oysa işyeri hekimi; çalışan sağlığını koruyan, iş kazalarını önlemeye katkı sağlayan ve işletmenin mevzuata uyumunu sürdürülebilir hale getiren temel bir aktördür.
Fiyat odaklı tercihler, evrak merkezli yaklaşımlar ve fiili hizmetin sorgulanmaması; işletmeleri kısa vadede fark edilmeyen ancak uzun vadede ciddi sonuçlar doğuran risklerle karşı karşıya bırakmaktadır. Bu risklerin önüne geçmenin yolu, işyeri hekimi hizmetini bütüncül bir sistem olarak ele almak ve doğru hizmet modelini tercih etmektir.
İşyeri hekimi hizmetinin nasıl sunulduğu, hangi süreçleri kapsadığı ve sahada nasıl uygulandığı; en az sözleşmenin varlığı kadar önemlidir. Bilinçli tercihlerle yapılandırılmış bir hizmet modeli, yalnızca denetimlerde değil; işletmenin günlük işleyişinde de güvenli ve sürdürülebilir bir yapı sağlar.
İşyeri hekimi işyerine hiç gelmezse sorumluluk kime aittir?
İşyeri hekiminin fiilen işyerinde bulunmaması durumunda sorumluluk yalnızca hizmeti sunan OSGB’ye ait değildir. Mevzuat gereği işveren, alınan hizmetin uygunluğunu ve fiilen yerine getirilip getirilmediğini denetlemekle yükümlüdür. Denetimlerde hekimin sahada bulunmadığının tespit edilmesi halinde işveren de idari yaptırımlarla karşılaşabilir.
OSGB ile sözleşme yapmak işyeri hekimi yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırır mı?
Hayır. OSGB ile sözleşme yapılması, yükümlülüğün devredildiği anlamına gelmez. İşveren, hizmetin mevzuata uygun şekilde sunulup sunulmadığından sorumludur. Bu nedenle sözleşmenin varlığı kadar, hizmetin içeriği ve uygulaması da önem taşır.
İşyeri hekimi hizmetinde denetimlerde en çok hangi konular kontrol edilir?
Denetimlerde; işyeri hekiminin görevlendirme süresi, fiili saha ziyaretleri, çalışan sağlık muayeneleri, periyodik kontroller, kayıtların düzenli ve tutarlı şekilde tutulup tutulmadığı incelenir. Evrak ile fiili uygulama arasındaki uyumsuzluklar özellikle dikkat çekmektedir.
İşyeri hekimi hizmetinde eksiklik varsa geriye dönük ceza uygulanır mı?
Evet. Denetimler sırasında geçmiş dönemlere ait eksik veya hatalı uygulamalar tespit edilirse, geriye dönük idari para cezaları söz konusu olabilir. Özellikle sağlık gözetimi ve hizmet sürelerine ilişkin eksiklikler bu kapsamda değerlendirilir.
OSGB değiştirildiğinde önceki döneme ait riskler ortadan kalkar mı?
Hayır. OSGB değişikliği, geçmiş döneme ait yükümlülükleri otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Denetimlerde işletmenin geçmiş kayıtları ve hizmet sürekliliği birlikte değerlendirilir. Bu nedenle OSGB değişiklikleri planlı ve kontrollü şekilde yapılmalıdır.