İşyeri hekimi görevlendirme süreci, birçok işveren için “zorunlu olduğunu biliyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum” noktasında kilitlenen bir konudur. Mevzuat açık görünse de uygulamada; hangi aşamadan başlanacağı, hangi sistemlerin kullanılacağı, sözleşmenin nasıl yapılacağı ve resmî bildirimin nereden gerçekleştirileceği sıklıkla karıştırılır.
Özellikle son yıllarda yapılan denetimlerde, işyeri hekimi görevlendirmesinin yalnızca “bir hekimle anlaşmak” olmadığı; usulüne uygun görevlendirme, doğru süre hesabı ve İSG-KATİP onayının eksiksiz yapılması gerektiği net şekilde görülmektedir. Bu nedenle yanlış ya da eksik yapılan her işlem, doğrudan idari para cezası ve hukuki sorumluluk riski doğurur.
Bu içerikte;
Buradaki amaç; mevzuatı ezberletmek değil, işverenin süreci doğru ve güvenli şekilde yönetmesini sağlamak ve “eksik yaptım mı?” endişesini tamamen ortadan kaldırmaktır.
İşyeri hekimi görevlendirme zorunluluğu, işyerinin faaliyete başladığı tarih, tehlike sınıfı ve çalışan sayısı esas alınarak belirlenir. Buradaki en kritik nokta şudur: Zorunluluk, çoğu zaman işverenin fark ettiğinden çok daha erken başlar.
Türkiye’de işyerleri; yapılan işin niteliğine göre az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere üç sınıfa ayrılır. İşyeri hekiminin görevlendirilme zorunluluğu bu sınıflandırmaya göre doğrudan şekillenir.
Bu noktada yapılan en büyük hata; “ofis ortamıyız”, “az tehlikeliyiz”, “çalışan sayımız çok az” gibi gerekçelerle görevlendirmenin ertelenmesidir. Denetimlerde bu gerekçelerin hiçbirinin geçerliliği yoktur.
Sahada en sık karşılaşılan yanlış düşünce şudur: “1–2 çalışan için işyeri hekimi gerekmez.” Bu düşünce doğru değildir. İşyeri hekimi zorunluluğu, çalışan sayısına göre sürenin azalması şeklinde uygulanır; zorunluluğun ortadan kalkması şeklinde değil.
Yani çalışan sayısı azaldıkça:
İşyeri hekimi görevlendirme süreci;
Görevlendirme işleminin “bir süre sonra yapılması” veya “denetim gelince hallederiz” yaklaşımı, idari yaptırımlar açısından ciddi risk oluşturur.
İşyeri hekimi görevlendirme süreci, mevzuata göre birden fazla yöntemle gerçekleştirilebilir. Ancak her yöntem her işyeri için uygun değildir. İşyerinin tehlike sınıfı, çalışan sayısı ve operasyonel yapısı; hangi yöntemin tercih edilmesi gerektiğini doğrudan etkiler.
Genel olarak işverenlerin önünde üç temel seçenek bulunur.
En yaygın ve en güvenli yöntem, yetkilendirilmiş bir Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) üzerinden işyeri hekimi görevlendirmesidir. Bu yöntemde işveren; işyeri hekimi, sözleşme, bildirim ve yasal takibin tamamını OSGB aracılığıyla yürütür.
OSGB üzerinden yapılan görevlendirmelerde:
Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için OSGB modeli, hem zaman hem de risk yönetimi açısından en sağlıklı çözümdür.
İşveren, gerekli şartları sağlaması halinde işyeri hekimi ile doğrudan bireysel sözleşme yapabilir. Bu yöntemde tüm sorumluluk doğrudan işverendedir.
Bireysel görevlendirme sürecinde işverenin;
Bu yöntem genellikle büyük ölçekli işletmeler ve tam süreli hekim ihtiyacı olan işyerleri tarafından tercih edilir.
İşyeri hekimi görevlendirmelerinde süre; işyerinin tehlike sınıfı ve çalışan sayısına göre belirlenir. Çoğu işyerinde görevlendirme kısmi süreli olarak yapılır.
Burada önemli olan nokta, sürenin “yaklaşık” değil, net hesaplanmasıdır. Eksik süreli görevlendirme, hiç görevlendirme yapılmamış gibi değerlendirilir.
İşyeri hekimi görevlendirme süreci, doğru sırayla ilerlediğinde oldukça nettir. Ancak adımlardan biri atlandığında ya da yanlış yapıldığında, yapılan görevlendirme hukuken geçersiz sayılabilir. Bu nedenle süreci “mantıken doğru” değil, mevzuata uygun şekilde yürütmek gerekir.
Aşağıda işyeri hekimi görevlendirme sürecini 6 net adımda ele alıyoruz.
Sürecin ilk adımı, işyerinin hangi tehlike sınıfında yer aldığının netleştirilmesidir. Bu sınıf; NACE kodu üzerinden belirlenir ve işyerinin az tehlikeli, tehlikeli veya çok tehlikeli olup olmadığını gösterir.
Tehlike sınıfı;
Yanlış belirlenen tehlike sınıfı, tüm sürecin yanlış kurulmasına neden olur.
İşyeri hekimi için ayrılması gereken süre; tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak hesaplanır.
Bu süre, “yaklaşık” ya da “bizce yeterli” şeklinde değil; dakikası dakikasına mevzuata göre belirlenmelidir. Eksik süreyle yapılan görevlendirmeler, denetimlerde hiç görevlendirme yapılmamış gibi değerlendirilir.
Bu aşamada işveren; OSGB üzerinden hizmet almayı ya da bireysel olarak bir işyeri hekimi ile çalışmayı tercih eder.
Seçilen hekimin;
İşyeri hekimi ile yapılacak sözleşme; görevlendirme süresini, hizmet kapsamını ve tarafların sorumluluklarını açık şekilde içermelidir.
Sözleşmenin yalnızca imzalanması yeterli değildir. Bu sözleşmenin resmî sistemler üzerinden bildirimi yapılmadığı sürece hukuki geçerliliği oluşmaz.
İşyeri hekimi görevlendirme sürecinin kilit noktası burasıdır. Tüm görevlendirmeler, İSG-KATİP sistemi üzerinden yapılmak zorundadır.
Bu sistem üzerinden;
İSG-KATİP onayı olmayan hiçbir görevlendirme geçerli kabul edilmez.
İSG-KATİP onayı tamamlandıktan sonra işyeri hekimi fiilen göreve başlar. Bu aşamadan sonra; sağlık gözetimleri, muayeneler, risk değerlendirmelerine katkı ve çalışan bilgilendirmeleri yasal çerçevede yürütülür.
Burada önemli olan nokta şudur: Sistemsel görevlendirme yapılmış olsa bile, fiili hizmet sunulmuyorsa işveren sorumluluktan kurtulmuş sayılmaz.
İşyeri hekimi görevlendirme sürecinin resmî olarak geçerli sayılabilmesi için, işlemin İSG-KATİP sistemi üzerinden yapılması zorunludur. Sözleşme imzalanmış olsa bile, İSG-KATİP onayı yoksa görevlendirme hukuken yok hükmündedir.
Bu nedenle İSG-KATİP süreci, görevlendirmenin “tamamlayıcı” değil, asıl parçasıdır.
İSG-KATİP üzerinden işyeri hekimi görevlendirme işlemi;
Uygulamada en sık karşılaşılan durum, işverenin süreci başlatıp hekimin onay vermeyi unutmasıdır. Bu durumda sistemde “görevlendirme var gibi” görünse de resmî onay tamamlanmamış olur.
Sistemsel süreç şu şekilde ilerler:
Bu iki taraflı onay tamamlanmadan sistem, görevlendirmeyi aktif hale getirmez.
Denetimlerde ve saha uygulamalarında en çok karşılaşılan hatalar şunlardır:
Bu hataların tamamı, işveren açısından idari para cezası riski doğurur.
Bu soru çok sık sorulur ve cevabı nettir: Hayır.
İSG-KATİP onayı, yalnızca görevlendirmenin resmî başlangıcını ifade eder. Bundan sonraki aşamada; hekimin fiilen hizmet vermesi, çalışan muayenelerinin yapılması ve kayıtların düzenli tutulması zorunludur.
Denetimlerde yalnızca “atanmış mı?” sorusu sorulmaz; “görevini yapmış mı?” sorusu da sorulur.
İşyeri hekimi görevlendirme sürecinde yalnızca İSG-KATİP onayı yeterli değildir. Görevlendirmenin hukuki ve idari açıdan eksiksiz sayılabilmesi için belirli belge ve kayıtların da hazır olması gerekir. Denetimlerde bu belgelerin varlığı ve tutarlılığı birlikte değerlendirilir.
İşyeri hekimi görevlendirmesinde bulunması gereken temel evraklar şunlardır:
Bu belgelerden herhangi birinin eksik olması, görevlendirmenin geçersiz sayılmasına neden olabilir.
Sahada en sık karşılaşılan sözleşme hataları şunlardır:
Bu tür hatalar, denetimlerde “kâğıt üzerinde var ama fiilen yok” şeklinde değerlendirilir.
Denetimlerde belgeler tek tek değil, bir bütün olarak incelenir. Örneğin; İSG-KATİP’te görevlendirme var ancak sözleşme yok ya da süre uyumsuz ise işveren sorumluluktan kurtulamaz.
Burada önemli olan nokta şudur: Belgelerin var olması kadar, birbiriyle tutarlı olması da gerekir.
OSGB üzerinden hizmet alındığında; evrakların hazırlanması, süre hesaplarının doğru yapılması ve İSG-KATİP kayıtlarının güncel tutulması profesyonel olarak takip edilir. Bu da işveren açısından hem zaman kazancı hem de risk azaltımı sağlar.
İşyeri hekimi görevlendirme yükümlülüğü yerine getirilmediğinde, bu durum yalnızca “eksik bir belge” olarak değerlendirilmez. Mevzuat açısından bu ihlal, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğünün yerine getirilmemesi anlamına gelir ve doğrudan yaptırıma tabidir.
İşyeri hekimi görevlendirmeyen işverenler için uygulanacak idari para cezaları; işyerinin tehlike sınıfına, çalışan sayısına ve ihlalin devam edip etmediğine göre artarak uygulanır.
Buradaki kritik nokta şudur: Ceza tek seferlik değildir. Eksiklik giderilmediği sürece, ihlal her ay için yeniden değerlendirilir. Bu da kısa sürede ciddi maliyetler doğurabilir.
Denetimlerde yalnızca “işyeri hekimi atanmış mı?” sorulmaz. Denetim süreci genellikle şu başlıklar üzerinden ilerler:
Bu başlıklardan herhangi birinde eksiklik tespit edilmesi, işveren açısından sorumluluk doğurur.
Sahada sıkça karşılaşılan düşünce şudur: “Denetim gelirse hemen görevlendiririz.” Bu yaklaşım ciddi bir yanılgıdır. Çünkü denetimlerde;
Yani işyeri hekimi görevlendirme yükümlülüğü, ertelenebilen bir işlem değildir.
İşyeri hekimi görevlendirilmemesi yalnızca idari para cezası ile sınırlı kalmaz. Olası bir iş kazası veya meslek hastalığı durumunda;
Bu nedenle işyeri hekimi görevlendirmesi, yalnızca yasal bir zorunluluk değil; işveren için bir risk yönetimi aracıdır.
İşyeri hekimi görevlendirme süreci, doğru yönetilmediğinde işveren için ciddi bir yük hâline gelebilir. Bu nedenle birçok işletme, süreci bireysel olarak yürütmek yerine yetkilendirilmiş bir OSGB üzerinden yönetmeyi tercih etmektedir. Bu tercih yalnızca pratiklik değil, aynı zamanda risk azaltma tercihidir.
OSGB’ler, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına göre yetkilendirilmiş kurumlardır. Bu sayede:
İşveren açısından bu durum, “yanlış yaptım mı?” endişesini ortadan kaldırır.
OSGB ile çalışıldığında; İSG-KATİP görevlendirmeleri, sözleşme süreçleri ve evrakların güncelliği tek merkezden takip edilir. Bu da işverenin operasyonel yükünü ciddi ölçüde azaltır.
Özellikle denetim dönemlerinde, belgelerin hazır ve tutarlı olması büyük avantaj sağlar.
Bireysel görevlendirmelerde hekim izin, rapor veya görev değişikliği nedeniyle hizmet veremeyebilir. OSGB modelinde ise hizmet kişiye değil sisteme bağlıdır. Bu sayede:
Küçük ve orta ölçekli işletmeler için tam zamanlı hekim istihdam etmek çoğu zaman mümkün değildir. OSGB modeli:
Bu yönüyle OSGB, özellikle az ve tehlikeli sınıftaki işyerleri için en rasyonel çözümdür.
Denetim süreçlerinde OSGB’ler; evrak kontrolü, mevzuat açıklamaları ve denetim öncesi hazırlık konularında işverene destek olur. Bu destek, denetim stresini ve olası riskleri önemli ölçüde azaltır.
İşyeri hekimi görevlendirmek zorunlu mu?
Evet. İşyeri hekimi görevlendirme yükümlülüğü, işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına bağlı olarak yasal zorunluluktur. Zorunluluk, işyerinin faaliyete başlaması ve SGK’lı ilk çalışanın işe girişi ile birlikte başlar.
İşyeri hekimi görevlendirmesi sadece sözleşme ile yapılabilir mi?
Hayır. Sözleşme tek başına yeterli değildir. Görevlendirmenin geçerli sayılabilmesi için mutlaka İSG-KATİP sistemi üzerinden yapılması ve karşılıklı onaylanması gerekir.
İSG-KATİP onayı olmadan işyeri hekimi atanmış sayılır mı?
Hayır. İSG-KATİP onayı olmayan hiçbir görevlendirme resmî olarak geçerli kabul edilmez. Denetimlerde bu durum, hiç işyeri hekimi görevlendirilmemiş gibi değerlendirilir.
İşyeri hekimi ayda kaç saat hizmet vermelidir?
İşyeri hekiminin aylık çalışma süresi; işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre mevzuatta belirlenen süreler esas alınarak hesaplanır. Süre eksik belirlenirse görevlendirme geçersiz sayılabilir.
OSGB ile çalışmak zorunlu mu?
Hayır, zorunlu değildir. İşveren isterse bireysel olarak da işyeri hekimi görevlendirebilir. Ancak OSGB ile çalışmak; mevzuata uygunluk, evrak takibi ve denetim süreçlerinde önemli avantaj sağlar.
İşyeri hekimi görevlendirilmezse ceza hemen uygulanır mı?
Evet. Denetimlerde işyeri hekimi görevlendirilmediği tespit edilirse idari para cezası uygulanır. Eksiklik giderilmediği sürece ceza her ay için yeniden değerlendirilebilir.
İşyeri hekimi görevlendirme süreci ne kadar sürer?
Süreç; tehlike sınıfının belirlenmesi, sözleşmenin hazırlanması ve İSG-KATİP onaylarının tamamlanmasıyla birlikte genellikle kısa sürede tamamlanabilir. Ancak eksik bilgi veya hatalı bildirimler süreci uzatabilir.
Aynı anda birden fazla işyeri hekimi görevlendirilebilir mi?
Evet, ihtiyaç duyulması halinde birden fazla işyeri hekimi görevlendirilebilir. Ancak her görevlendirmenin İSG-KATİP üzerinden ayrı ayrı tanımlanması ve onaylanması gerekir.